Bebekle Tatile Çıkarken

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Pediatrik Alerji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, yeni anne-babaların bebekleriyle tatile rahatlıkla çıkabileceklerini belirtiyor.

Yeni bebek sahibi olan çiftlerin en büyük sıkıntılarından biri de tatil programıdır. Bebeğin düzeninin değişeceğinden tatile çıkmaktan vazgeçen anne-babalara Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Pediatrik Alerji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier yol gösterici bilgiler veriyor.

Anne ve babaların bebekleriyle rahatlıkla tatil programı yapabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Reha Cengizlier, bu konuda bebeklerde belli bir yaş sınırı olmadığının altını çiziyor.
Bebeklerin, anne ve babanın hayatını kısıtlayan, tatiline ve normal günlük yaşantısına engel olan bireyler olmadığına dikkat çeken Dr. Cengizlier, “Aksine, hayata mutluluk ve neşe ekleyen, yaşama sevincini artıran canlılardır. Anne ve babanın bebek nedeniyle kendilerini kısıtlamaları gerekmez. Yeter ki, yaşam şekillerinde bebeklerini de göz önüne alarak bazı küçük düzenlemeler yapsınlar” diyor.

Bebekler ve küçük çocukların, tatil adı altında alışmadıkları, rahat edemeyecekleri ortama gitmekten hoşlanmadıklarını anlatan Dr. Cengizlier, “Örneğin dünyanın en güzel plajında, en lüks otelinde bile sıcakta kalmak yerine, sadece küçük bir penceresi olan tek odalı evlerinde bile daha mutlu olabilirler. Bu nedenle bebeğin seveceği tatil yeri planlamaya gerek yoktur. Anne ve babalar kendi mutlu olacakları tatil planını yaparken orada bebeklerini rahat ettirecek koşulları sağlayıp sağlayamayacaklarına bakmalıdır. Adı tatil de olsa, iş de olsa, bebeklerine sevgi ve zaman ayırabilmeleri yeterlidir. Başka çocuklarla iletişimi sevip sosyalleştikleri dönem olan üç yaş ve sonrasında, gittikleri yerde güvenle koşup oynayabilecekleri ve mümkünse yaşıtlarının da olduğu bir ortam idealdir” diyor.

Sıvı kaybına dikkat 

Prof. Dr. Reha Cengizlier, tatil sırasında unutulmaması gereken beslenme ve sağlık kurallarını şöyle anlatıyor:
“Bebekler ve çocuklar, su kaybına daha yatkındır. Özellikle deniz kenarı gibi sıcak ve nemli ortamlarda sıvı kaybı daha fazla olur. Bebeği direkt güneşe çıkarmadan bile yansıyan ışınlarla su kaybına uğrayabilir. Bu ortamlarda bol sıvı almaları sağlanmalıdır. Anneyi emen bebekler daha sık emzirilmeli, su içirilmelidir. Mamayla beslenen veya yemek yiyebilen çocuklara da yine sık sık su, meyve suyu ve ayran gibi mineraller içeren sıvılar verilmelidir. Güneş çarpması denen ve aşırı sıvı kaybına yol açabilen durumda çocuğun ateşi yükselir. Yüksek ateşi görünce, alışkanlıkla hemen antibiyotik başlayıp beklememeli, mutlaka doktora götürülmelidir. Her ateş enfeksiyon demek değildir, antibiyotik verip beklemek fayda yerine zarar verebilir.”

Yaz aylarında güneş ışınları daha dik geldiği için yanık ve güneş çarpmasının kısa sürede ve kolayca olabileceğini de belirten Dr. Cengizlier, “Bu nedenle de çocuklara sadece plajda değil, açık havada oynarken de güneşten koruyucu krem veya sıvıların belli aralıklarla sürülmesi gerekir. Güneşin en yakıcı olduğu öğlen saatlerinde çocuklar mutlaka dinlendirilmeli, açık havada oynamalarına sadece sabah veya akşamüstü izin verilmelidir” diyor.

Gıdalarda titiz olunmalı 

Gıdaların, sıcakta çok daha çabuk bozulabileceği düşünülerek, çocuklara verilen yiyeceklerin temizliğine, tazeliğine ve iyi korunmuş olmalarına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Cengizlier, konuyu şöyle anlatıyor:
“Örneğin tamamen steril hazırlanan kapalı ambalajlı dondurmaların bile eriyip yeniden dondurulmuş olması çok tehlikelidir. Tatil yörelerinde zaman zaman yaşanan elektrik kesilmeleri sonucu olabilecek bu risklere dikkat edilmelidir. Açıkta satılan yiyecek ve içecekler verilmemelidir. Özellikle otellerde açık büfe yemeklerde rastgele, çocuğun kendi tercihiyle seçtiği, besin ihtiyacını karşılamayacak, hatta zararlı olabilecek gıdaları almasına izin verilmemeli; kontrollü özgürlük verilmelidir. Ayrıca sıcak ortamlarda gelişebilecek ishal ve diğer bulaşıcı hastalıklara karşı temizlik kurallarına dikkat edilmesi, hastalık belirtilerinde, özellikle ishalde, kendi kendine iyileşmesi beklenmeden hemen sağlık kurumuna başvurulması gerekir. Havuz suyunu yutmasına bağlı karın ağrısı ve ishal olabileceği için yalnız başına ve derin sulara gitmesine izin verilmemeli; özellikle küçük çocuklar, bebek havuzunda bile yalnız bırakılmamalıdır. Bir çocuk, dizine kadar derinlikteki suyu olan bir havuzda, dengesini kaybedip düşerek kolayca boğulabilir. Çocuklar, bağlık ve bahçelik alanlarda da kontrolsüz bırakılmamalı, zehirli ot veya bitkileri yiyebileceği, yılan, böcek ve benzeri hayvanlar tarafından sokulabileceği unutulmamalıdır.”

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz