Dizlere Canlı Kemik Nakli

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen bir teknikle üç hastaya diz protezi gerektirmeden kendi vücudundan alınan kemiklerle “damarlı kemik nakli” yapıldı. Dünyada ilk kez yapılan teknik, yurtdışında da bilimsel makale olarak yayınlanması için kabul edildi.

Kemiklerin kanlanmasının bozularak ölümü anlamına gelen osteonekroz tedavisinde yeni bir cerrahi tedavi tekniği geliştirildi. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanlarınca geliştirilen bu yeni teknik, üç hasta üzerinde başarıyla uygulandı. Önümüzdeki günlerde de yurtdışında bilimsel makale olarak yayınlanacak.

Osteonekroz konusunda Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanan yeni cerrahi tedavi tekniği konusunda Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, şunları söylüyor:

“Osteonekroz iki tipte ortaya çıkar. Birincisi herhangi bir sebebe bağlı olmadan ortaya çıkar. İlaç, istirahat gibi önlemlerle belli bir süre sonra kendini toparlayıp düzelebilir. İkinci tip ise özellikle romatizmal hastalıklar ya da kanser nedeniyle kortizon kullanımından dolayı ortaya çıkmaktadır. Bu hastaların kendi hastalıkları geçse bile kullandıkları ilaçların bıraktığı hasarlar kalıcı olabiliyor. Maalesef zamanla hastalara eklemin iflası sonucu protez ameliyatı yapılmak zorunda kalınıyor. Son yıllarda özellikle kalça eklemi için halk arasında kamış kemiği denen fibuladan canlı kemik nakli başarı ile uygulanıyor. Bu teknik, ölü kemiğin uzaklaştırılıp yerine kanlı canlı kemiğin konulması esasına dayanıyor. Biz de ekip olarak hastaları bilgilendirdikten sonra bu tekniği diz ekleminde uyguladık. Yani damarlı fibula nakli tekniğini dünyada ilk kez, osteonekroz için diz ekleminde uygulamış olduk. Üç hastamızın 4 dizinde (bir hastanın iki dizi) gerçekleştirdiğimiz operasyon sonrasında 1,5 yıl da bu hastaları takip ettik ve sonuçların beklediğimizden de öte, çok başarılı olduğunu gördük. Protez ameliyatlarının ömrü 10-15 yıldır. Bizim bu tekniği uyguladığımız hastalarımız 18-27 yaş arası hastalar. Protez yapılsa hayatlarında birkaç kez o protezi değiştirmek zorunda kalacaklar, ama bu yöntemle kalıcı olarak canlı kemiklere kavuşmuş oluyorlar. Yurtdışında bilimsel dergilerde de çalışmamız yayınlanması için kabul edildi.”

İşlemi gerçekleştiren ekibin diğer bölümü de mikrocerrahi. Mikrocerrahi ekibinin sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Bekler de hastalara canlı kemik naklinin nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor:

“Osteonekrozda iki sorun var. Bir tanesi kemik kaybı, diğeri de kemik kaybı bölgesinde kan akımının yetersiz olması. Yani tek başına kemik nakli yeterli olmuyor. Aynı zamanda kan nakli de yapmamız gerekiyor. İnsan vücudunda verici kemikler iki yerde var. Biri kalça, diğeri de fibula yani kamış kemiği. Fibula bölgesinde 3 atardamar vardır. Nakil işlemi sırasında kamış (fibula) kemiğini damarıyla birlikte çıkarıyoruz. Bu bölgeden aldığımız kemik bir tane atardamar bir tane de toplardamarı olan bir kemik parçasıdır. Nakil yaptığımızda kemiğin atardamarını da toplardamarını da naklettiğimiz bölgedeki damarlara bağlıyoruz. Böylece kemik yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Bunu örneğin çenesini kaybetmiş hastalarda, kalça kemiğinde sorun olanlarda veya tümörü olan hastalarda kullanıyoruz. Dizde ise diz cerrahisi ekibi o bölgedeki bütün ölü kemiği temizliyor. Biz de mikrocerrahi ekibi olarak fibula kemiğini nakil olacak bölgeye göre şekillendiriyoruz. Çünkü bazen bir bölgeye bazen de iki bölgeye nakil gerekiyor O zaman elimizdeki kemiği damarlı olarak 2 parçaya bölerek naklini yapıyoruz. Bu teknik bir ağacı fide olarak ekmekle ağacı canlı olarak nakil etmeye benziyor. Hastanın beklemesine gerek kalmadan canlı kemikle yaşamını devam ettiriyor.”

Yorum Yaz