Doç.Dr.Cem Arıtürk ile Varis Hakkında Merak Ettikleriniz

RÖPORTAJ: Ayşe Engez/ ayse@sagliktayenilikler.com

Doç.Dr.Cem Arıtürk’e varis ile ilgili merak ettiklerinizi sorduk.

Varis nedir? Varise sadece bir estetik hastalık gözüyle bakmak doğru mudur?

Toplumda “Ordu Bozan” ya da “Alay Bozan” olarak adlandırılan varis hastalığı, bacak toplardamarlarındaki yapısal bozukluklara bağlı olarak gelişen kıvrımlaşmalar ve genişlemeler olarak tarif edilebilir. Varis iki ayakları üzerinde yaşayan canlıların hastalığıdır. Dört ayaklı canlılarda görülmeyen bir hastalıktır.

Varis hastalığında estetik kaygılar, özellikle kadın hastaların en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. Varis hastalığına sadece estetik bir hastalık olarak bakmak doğru değildir. Varis hastalığı bir toplardamar hastalığı olarak görülmelidir.

Varis nasıl ve ne kadar bir süreçte oluşuyor?

Varis hastalığının sebeplerini 3 farklı kategoride değerlendirmek mümkün. Bunlar; değiştiremeyeceğimiz bizimle birlikte var olan problemler, görece bizim elimizde olan değiştirme imkanımızın olduğu faktörler ve tamamen bize bağlı hayatımızdaki bir takım değişikliklerle kontrol altına alabileceğimiz faktörler.

Değiştiremeyeceğimiz faktörlerin başında yer alan genetik ve ailesel faktörler bu işin aslında en önemli kısmını oluşturuyor. Bununla birlikte günümüz yaşam tarzı varisin en büyük sebeplerinden bir tanesi. Sürekli ayakta durarak çalışma, sürekli oturarak zaman geçirme, hareketsizlik ve bazı mesleklerin getirileri olan bir takım şartlar bu hastalığın en büyük sebeplerini oluşturuyor.

Kontrol edebileceğimiz bir takım faktörler de bulunuyor. Kadınların özellikle üreme dönemlerinde, gebelik dönemlerinde bu hastalığın ilerlediğini bilmekteyiz. Hastalın ortaya çıktığı veya ilerlediği gebelik dönemlerinde yapılacak bir takım takipler, hastalar açısından ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek problemlerin kontrol altına alınabilmesi ve yavaşlatılabilmesi açısından çok önemli.

Ayrıca şişmanlık karın yağ miktarını artırarak karın içi basıncı da artırdığı için yine engel olabileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi. Zayıfladığımız zaman varis oluşumunu önemli ölçüde azaltmış oluruz.

Bunların haricinde başka tıbbi problemler de varis oluşumunu direkt olarak etkileyebiliyorlar. Bacaktaki toplardamarların veya karındaki toplardamarların seyri boyunca gelişebilecek dıştan basıya ait ya da damarların içerisindeki problemlerden ötürü oluşabilen tıkanıklıklar da varis hastalığını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.

 Varis hastalığının belirtileri nelerdir?

Bacaklardaki kılcal damarlarda ve daha büyük boyutlu damarlarda kirli görünümde belirginleşmeler olabilmektedir. Bacakta dolgunluk hissi ve ağrı, kramp girmesi ve bacaklarda huzursuzluk variste en sık görülen şikayetler ve bulgulardır. Hastalığın ilerleyen döneminde bacaklarda deri renginde koyulaşma ve yaralar açılması da görülebilir.

 Varisteki bacak ağrısının özelliği nedir? (Sürekli midir, dinlenince geçer mi?)

Bacaklarda müphem, tam olarak tarif edilemeyen rahatsızlık hissi, huzursuzluk olarak tanımlanan, günün sonuna doğru veya uzun süre oturma/hareketsiz ayakta durma ile artan; beraberinde kaşıntı, ayaklarda şişlik şikayetlerinin de eşlik ettiği ağrıların en muhtemel nedeni venöz yetmezlik yani halk arasında bilinen adı ile “varis”tir.

 Varisin tek tedavisi klasik cerrahi yöntem midir? Yardımcı yöntemler var mıdır? Yönteme neye göre karar verilir?

Günümüzden 10 yıl öncesine kadar varis tedavisinde medikal tedavi ve ameliyat dışında başka bir seçenek bulunmamaktaydı. Fakat son dönemde teknik ve teknolojinin gelişimi ile birlikte varis tedavisinde medikal tedavi ve ameliyatın yanında ameliyatsız bir takım tedavi yöntemleri de kullanılır hale geldi. Variste tedavi yöntemi tercih edilirken hasta ile doktorun iyi bir iletişim içerisinde olması gerekiyor. İhtiyaç duyulan tedavi yöntemlerini doktor hasta ile enine boyuna konuşup en doğru tedavi yöntemine karar verilmelidir.

Bir de yardımcı yöntem olarak varis çorabından bahsetmek gerekiyor. Varis çorabı, elimizdeki girişim ve ameliyat dışı tedavinin başrol oyuncusudur. Şunu söyleyebilirim ki, ilaç ve çorap tedavisiyle tedavi olmayı seçen hastalarda çorap giyilmeyen durumlarda tedavi etkisini göstermemektedir. Çorabın varis tedavisindeki rolü hastalığın gelişimini durdurmakla birlikte şikayetleri olabildiğince az hale getirmek veya yok etmektir. İlaç ve çorap tedavisindeki faktörleri bölüştürecek olursak çorabın %70-80’lik, ilacın sadece %20-30’luk bir rolü olduğunu söylemem mümkündür. Bu yüzden hekiminizle birlikte medikal tedavi ve takip kararı aldığınız zaman özellikle çorap kullanımına düzenli uymanız çok önemlidir.

 Varis tedavisinde endovenöz teknikler nelerdir?

Katater aracılıklı (endovenöz) varis tedavisi olarak adlandırılan bu işlemler termal (ısı oluşturan) ve non-termal (ısı oluşturmayan) yöntemler olarak iki ana başlıkta toplanabilir. Termal yöntemler görece daha uzun süredir yapılmakta. Bu işlemlerin öncüsü olan lazerle varis tedavisi günümüzde yerini radyofrekans yöntemine bırakmıştır. Non-termal yöntemler arasında ise köpükle varis tedavisi ve günümüzde oldukça popüler hale gelmeye başlamış yapıştırıcı ile varis tedavisi sayılabilir.

Tüm bu işlemlerde bir iğne aracılığı ile damarın içine girilir. Damarın içine yerleştirilen özel tel ve kataterler sorunlu damarın içinden kasık bölgesine kadar ilerletilir. Sorunlu damar ile derindeki damarın birleşim yeri ultrason aracılığı ile görüntülenerek kullanılan kataterlerin yeri teyit edilir. Lazer ve radyofrekans tekniklerinde, verilen enerjinin oluşturduğu ısının etkisi ile köpük ve yapıştırıcı tekniklerinde ise damar içine enjekte edilen maddelerin mekanik etkileri ile damarlar kapanarak içinden kan geçmez hale gelir. İşlem tamamlandıktan sonra katater ve teller damardan çıkarılır. Bu şekilde vücutta dışarıdan görülen hiçbir iz kalmaz.

Bu yöntemlerin tümünde bazı ortak noktalar mevcut. Bu işlemlerin hepsi çok yüzeysel ve hatta lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Bu durum, hastaların hastanede kalış sürelerini kısaltmaktadır. Tüm işlemlerde hastalar hastaneden (bir sorun olmaması durumunda) aynı gün içinde (işlemden 4-6 saat sonra) taburcu edilmektedir. Vücutta herhangi bir kesi yapılmasına gerek olmayan bu işlemler, bir iğne aracılığı ile hastalıklı damar içine girerek gerçekleştirilmekte ve bunun sonucunda hastalar, işlemden hemen sonra yürüyebilmekte ve işlemden bir gün sonra ve hatta bazen aynı gün içinde günlük hayatlarına geri dönebilmektedirler. Vücutta herhangi bir kesi olmadığı için ağrı şikayeti hemen hiç görülmemekte, enfeksiyon olasılığı ortadan kalkmaktadır.

Özetle; katater aracılıklı yöntemlerin erken, orta ve geç dönem güvenilirliği klasik cerrahi yöntemlerle aynı düzeydedir. Bununla birlikte bu yenilikçi yöntemlerde işlem ve hastanede kalış süresi, sosyal hayata geri dönüş cerrahiye göre belirgin şekilde kısadır ve erken iyileşme dönemindeki şikayetler (ağrı, şişlik, morluk, enfeksiyon) çok daha az görülmektedir.

Varis tedavisinde Skleroterapi uygulaması nedir?

Varis tedavisinde önemli bir diğer konu ise estetik tedavi yöntemleridir. Estetik tedavi yöntemleri mutlaka altta yatan tıbbi problemin çözülmesinin ardından (mevcutsa) uygulanmalıdır. Altta yatan tıbbi sorun halledilmeden uygulanan işlemlerde estetik sorunların erken veya geç dönemde tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden varis tedavisin (hem estetik hem tıbbi) konunun uzmanı damar cerrahları tarafından yürütülmelidir. Skleroterapi (Köpük tedavisi) uzun zamandan beri kullanılmakta olan bir tedavi metodudur. Ciltten görünen, kirli yeşil-mavi renkli, kıvrımlı damarların içine bir insülin enjektörü ile girilerek damarların kapanmasını sağlayan ilaç enjekte etme prensibine dayanan bir yöntemdir. Poliklinik şartlarında seanslar halinde uygulanır, hastanede yatış veya anestezi gerektirmez. Sadece ince bir iğnenin girişi kadar acı verir. Transdermal lazer ve radyofrekans yöntemleri ise daha küçük çaplı (saç teli kalınlığında) , koyu bordo mor renkli damarların yok edilmesi ile kullanılan yöntemlerdir. Bir sinek ısırığından daha az acılı olan bu tekniklerde de hastaneye yatış veya anestezi gerekmez. Yarım saatlik seanslar halinde uygulanan bu işlemlerden lazer, yaz aylarında uygulanmazken radyofrekans 4 mevsim boyunca uygulanabilir. Genel olarak başarı şansı yüksek tedavi yöntemleridir ancak bazı hastalarda tekrar girişime ihtiyaç duyulabilir. Cilt tipi, vücut ve damar yapısı gibi bazı faktörlere bağlı olarak başarısız olunan hastalarda mevcuttur.

Variste yapıştırıcı tedavisi nasıl uygulanır? Klasik yöntem kadar etkili midir?

Yapıştırıcı ile varis kapama tedavisi, en son teknolojiye sahip ve en az yan etkiye neden olan tedavi yöntemidir. Yapıştırıcı ile varis kapama yöntemi özel bir tıbbi yapıştırıcının varise neden olan damara verilip damarın yapıştırılarak kapatılması işlemidir. Uygulanan yapıştırıcı zaman zaman cerrahide de kullanılan, güvenilirliği kanıtlanmış ve vücut ile uyumlu bir maddedir. Bu yöntem; ameliyatsız, anestezisiz ve kesi yapılmayan kapalı bir tedavi yöntemidir ve işlem 15-30 dakika gibi çok kısa bir sürede tamamlanmaktadır. Hastalar işlemden sonra 1-2 saat dinlendirilerek evine gönderilmekte, hastanede yatmaları gerekmemektedir. Hastaların, işlemin ertesi günü işe başlamaları mümkündür.

İşlemde, bilek veya diz bölgesine lokal anestezi uygulandıktan sonra ultrason eşliğinde varisleşmiş toplardamara, bu işlemde kullanılan özel kataterler yerleştirilir. Kasığa kadar ilerletilen kataterin yeri, ultrason ile teyit edildikten sonra, kataterin içinden yapıştırıcı madde damara enjekte edilir ve yine ultrason ile damarın kapandığı görülerek işlem sonlandırılır.

Varisten korunmak için neler yapmalıyız?

Hareketli yaşam en önemli korunma faktörüdür. Yürüme, koşma ve bisiklet gibi sporlar faydalıdır. Uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınmak en önemli koruyucu önlemdir. Bununla birlikte uzun saatler sürekli topuklu ayakkabı giymek ve beli dar kıyafetler (korse gibi) tercih etmek hastalığın ilerlemesine sebep olabileceği için kaçınılması gerekmektedir.

Spor ve varis arasında nasıl bir ilişki var? Varis hastalığı olanlar hangi tür sporları tercih etmeli?

Türüne bağlı olarak yapılan sporun, varis hastalığından korunmaya, varis hastalarında şikayetleri azaltmaya ve hastalığın ilerlemesini durdurmaya yarayabileceği gibi aynı zamanda sağlıklı bireylerde varis hastalığı oluşumuna da zemin hazırlayabileceği söylenebilir. Öyle ki oluşum nedenlerinin arasında hareketsizliğin ve sürekli oturmanın sayıldığı bir hastalık için yürüme, koşma, bisiklete binme ve yüzme gibi egzersizlerin faydalı olacağını söylemek pek de şaşırtıcı olmayacaktır. Özellikle baldır ve uyluk kaslarının sürekli kasılıp gevşemesini sağlayan bu spor dallarında, pasif toplardamar akımının bu kas hareketleri ile desteklenmesi; toplardamarlarda yetmezlik oluşumunu ve ilerlemesini engelleyen en önemli faktördür. Bununla birlikte kontrolsüz yapılan her türlü egzersizin, özellikle vücut geliştirme, halter gibi ağırlık kaldırmayı gerektiren ve dolayısıyla da kişinin sürekli olarak ıkınma hareketi ile karın içi basıncını arttırdığı spor dallarının varis oluşumuna neden olabileceğini belirtmek gerekir.

Varis sıcakları sever mi? Yazın hastalığın şikayetleri artar mı?

Toplardamarlar yapıları itibarı ile genişleyip daralma potansiyeline sahip olan damarlardır. Genetik ve ailesel faktörler çok önemli olmakla birlikte sıcaklık değişimi varisi tetikleyen faktörlerden biridir. Varis hastalarında, özellikle yaz aylarında, sabah ve akşam bacak çapları arasında gözle görülür bir fark ortaya çıkar. Yine bu hastalarda yaz aylarında şikayetler gün sonunda daha da belirginleşir. Dolayısıyla, tedaviyi bahar aylarında yapmak gerekir. Çünkü hastalar varis tedavisinde önemli bir role sahip olan varis çorabını, yaz aylarında daha fazla ihmal ettikleri için (sıcaktan dolayı giyememe, bunalma, şort-etek gibi kıyafetlerle kullanamama, denize veya havuza girerken, plajda veya kumsalda giyememe vs. nedenlerle) iyileşme süresi uzar. Bunların haricinde güneş ışınlarının direkt etkisi ile damar ve damar etrafındaki destek dokularda bulunan kollajen ve elastin yapısında bozulmalar meydana gelir. Bu bozulma da kılcal varis oluşumunu kolaylaştırır ve hızlandırır.

Hastalıkta genetik yatkınlık etkili mi?

Ebeveynlerinden sadece birinde varis hastalığı bulunan bir kişide varis hastalığına yakalanma olasılığı % 40 civarında iken hem annesinde hem de babasında varis bulunan bir insanın varis hastalığına yakalanma olasılığı %75’e kadar yükselmektedir. Bu nedenle ailesinde toplardamar hastalığı bulunanların da erken muayene ile varis gibi sinsi seyreden bir hastalığı erken evresinde yakalama yönünde hareket etmesi faydalı olacaktır.

Varis tedavisinde yakın gelecekte bizi yeni tedavi yöntemleri bekliyor mu?

Şuan mevcut tedavi yöntemleri işleri oldukça kolaylaştırdı. Ama teknoloji geliştikçe bilim insanları yeni yöntemler geliştirmeye devam edecektir. İlerleyen günlerde varis tedavisinde yeni tedavi yöntemlerinin ortaya çıkması sürpriz olmayacaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz